19 Mayıs 2012 Cumartesi

Abdullah Nidai Kaşgari

29 Aralık 2010, 11:45
Bu biyografi 459 kez okundu
Abdullah Nidai Kaşgari
Kaynaklarda ismi genel olarak Abdullah Kaşgari veya mahlası ile birlikte Abdullah Nidai şekliyle zikredilmekte olup Hediyyetül-Arifin’de, adı, babasının adı ile birlikte Abdullah b. Muhammed el-Kaşgari, mahlası ise Nidai olarak zikredilir. Nakşibendi tarikatına mensubiyetinden dolayı Nakşibendi, İstanbul’un Eyüp semtine yerleşip buradaki irşad faaliyetleriyle tanındığı için Eyyübi lakaplarıyla da kaynaklarda yer almaktadır. Kaynaklarda İstanbul’a gelişine kadarki hayatı hakkında bilgilere rastlanmaz.Hayatının bu safhasını Risale-i Hakkiyye adlı eserindeki şahsına tahsis ettiği bölümden öğrenebiliyoruz.
 
Nidai’nin doğum tarihini kaynaklardan sadece Sefinet’ül-Evliya zikretmekte olup 1100 h. olarak vermektedir, bu da 1688m. yılına tekabül etmektedir.  
 
        Ayvansarayi’nin Hadikatü’l-Cevami adlı eserine göre Nidai’nin alem-i cemal’e doğum tarihi 7 Safer 1174/18 Eylül 1760, yaşı yetmişdört ve Kaşgari tekkesine intisabından alem-i kuds’e doğumuna kadar sürdüğü şeyhilk süresi ise 14 senedir. Bu kaynağa dayanarak yeni araştırmalar da aynı tarihi kabul etmişlerdir. Ancak İsmail Müfid Efendi Hakkiyye Tercümesi’nde Şeyhin alem-i nur’a intikal gününü 6 Safer, yaşını ise 75 olarak kaydetmiştir.
 
        Buna göre alem-i cemal’e intikal tarihi 6 Safer 1175’dir. Halbuki Hattat İbrahim Efendi’nin Nidai’nin alem-i ruh’a intikaline “Ekberu Meşahil” lafzını tarih düşürmesi göz önünde bulundurulursa alem-i kemale rıhlet tarihinin 1174 olması kesinlik kazanmaktadır
 
        Nidai, 17 yaşına geldiği zaman kendisinde bazı haller zuhur etmeye başlayınca mana alemine yönelip bir şeyh’e intisab eder. Bu sıralarda, bu şeyhin suallerinden ve bunlara cevabından anne-baba, kız ve erkek kardeşleri ile akbarabalarının mevcudiyetinden ve ailesinin mal-mülk sahibi olduğundan haberdar oluyoruz. Şiirinde olağan üstü vasıflarla nitelediği bu şeyh, Kaşgar yakınında Keça’daki asitanesinde irşad ile meşgul olan Mevlana Azhari-yi Kaşgari olmalıdır. Bir süre bu şeyhin irşadı ile aydınlanan Nidai, seferlerde şeyhine refakat eder. Bu süre zarfında tasavvufi hallerinin artması ve gönlünde seyahat arzusunun doğması üzerine, şeyhinin izni dahilinde ve onun tavsiyeliri doğrultusunda uzun yıllar sürecek seyahatine ve manevi eğitimine başlar.
 
        Önce Türkistan’ın payitahtı olan Yarkent’e gider. Orada “Piran-ı hanedan” diye adlandırılan ve halk arasında “Heft Muhammedan” olarak bilinen 7 kabri ziyaretten sonra doğum yeri olan Kaşgar’a geri döner. Burada o yıllarda henüz hayatta bulunan Molla Eman-ı Belhi’den oldukça feyz alır. Ayrıca Hace Hidayetullah Kaşgari’nin asitanesinde kalarak onun feyz veren kabri civarındaki evliyadan olan 67 zatı ziyaret eder. Kaşgar’dan sonra şehir şehir dolaşarak Hucend’e varır. Burada da Şeyh Muslihüddin-i Hucendi ve Baba Kemal-i Hucendi’nin kabirlerini ziyaretten sonra, Semerkand’a giderek Şeyh Ebu Mansur el-Maturidi, Hace Ubeydullah-ı Ahrar, Mahdum-i A’zam gibi pirlerin kabirlerini ziyaret eder. Sonra Buhara’ya geçerek önce Abdülhalik-i Gucduvani, sonra da Şah Nakşibend’in nurlu kabirlerini ziyaret eder. Buhara’dan Belh’e giden Nidai bu şehirde medfun bulunan büyüklerin ziyaretini yerine getirir. Sonra Horasan’a geçerek Hace Abdullah-ı Ensari, Mevlana Sa’deddin-i Kaşgari, Mevlana Cami, Zendepil Ahmed-i Cami gibi azizlerle; Şah Kasım-ı Envar, İmam Ali Rıza, Feridüddin-i Atar ve Bayezid-i Bistami gibi şeyhlerin kabirlerini ziyaretle müşerref olur. Horasan’dan sonra Irak’a gelir. İsfahan’da Saib’in, Şiraz’da Hafız ve Sa’di’nin kabirlerini ziyaret eder. Bağdad’a gider ve bir müddet İmam-ı A’zam’ın kabrinin bulunduğu bölgede ‘A’zimiye) ikamet eder.
 
        “Burc-i evliya ve ma’bedgah-ı asfiya” olarak nitelediği bu bölgede her gün bir tarafa giderek İmam Musa Kazım, Cüneyd-i Bağdadi, Şeyh Ma’ruf-ı Kerhi, Şeyh Şihabüddin-i Sühreverdi, Şeyh Abdulkadir-i Geylani, Şeyh Şibli ve Hallac-ı Mansur gibi büyük şeyhlerin kabirlerini ziyaret eder. Daha sonra Kerkük, Musul ve Haleb’e uğrayarak Şam’a ulaşır. Bir müddet Halife Hacı Muhammed Belhi’nin hizmetinde bulunduktan sonra Kudüs’ü ziyaret eder. Oradan da Mekke-i Muazzama’ya geçer. Burada üç yıl ikamet edip üç defa hac farizasını yerine getirir. Mekke’deki ikameti sırasında üç kez de Medine’ye giderek Hz. Peygamber’i ziyaretle şereflenir.
 
        Nidai, Hakkiyye adlı risalesindeki hayatına ait bahsi şöyle bitirir.: “45 yıl şehirden şehre, iklimden iklime Hak ehlini talep ile dolaştım. Bunları söylemekten maksadım övünmek değildir. Hak talibleri bilsinler ki maksada kolay ulaşılmıyor. Bu yolda mertçe yürümek gerek.”
 
        Yukarıda belirtildiği gibi kendisi Mekke’deki ikametinden sonra hayatına ait bilgileri Hakkiyye’de vermez. Ancak müridi olan İsmail Müfid Efendi (ö.1217/1802) tarafından yapılan Hakkiyye tercümesi, Ayvansarayi’nin Hadikatü’l Cevai’i ve bu eseri kaynak olarak alan araştırmaların verdikleri bilgilerle alem-i nur’a intikaline kadar olan hayatı hakkında da bilgi sahibi olmaktayız.
 
        Mekke’den sonra İstanbul’a gelen Nidai, önce muhtemelen kendisinin Doğu Türkistan kökenli olması sebebi ile aynı bölgeden olan dervişlerin toplandığı Eyüp civarındaki Lali-zade Abdülbaki Efendi’nin (ö.1159/1746) kurduğu Kalenderhane tekkesinin şeyhi olur. 1156-59/1743-46 yılları arasında bu tekkede üç yıl şeyhlik yaptıktan sonra, Kalender hayatının katı kurallarına, özellikle de mücerredlik (bekarlık) erkanına uymak istemediğinden bu görevden ayrılarak Yekçeşm Ahmed Murteza Efendi’nin (ö.1160/1747) kurduğu tekkeye ilk post-nişin olur. Bu tekke, kurucusunun adına nisbetle “Murteza Efendi Tekkesi” veya Nidai’nin Kaşgarlı olmasına nisbetle “Kaşgari Tekkesi” olarak adlandırılmaktadır. Tekkiyi kuran Murteza Efendi olmasına rağmen ilk şeyh Nidai olarak kabul edilmektedir. Kaşgari Tekkesi’nin kuruluşundan tarikat faaliyetlerin yasaklandığı 1925 yılına kadar bu tekke şeyhlerenin isimleri; Zakir Şükrü Efendi’nin Mecmuayı Tekaya’sında kayd edilmiştir. Ayvansarayi de kendi devrine kadar olan şeyhleri zikretmiştir.
 
        Kaynakların ulema ve sulehadan, manevi nüfuz sahibi bir şeyh diye niteledikleri Nidai, Nakşibendiyyeden Ahrariyye’nin bir kolu olan Kasaniyye’ye mensup olup diğer bir çok Kasani şeyhi gibi şiir ve edebiyataı, irşad ve eğitim için gerekli görmüştür. Tekkesinde öğleden sonraları rast makamında Mesnevi okuyup şerh etmesi, divanında bazı ünlü Fars şairlerinin şiirlerine tahmisler yapması ve Risale-i Hakkiyye’sinde Ensari, Cami, Hafız ve Mevlana’dan alıntılar yapması, Fars Edebiyatı ile ilgilendiğini ve bu konuda bilgisi olduğunu göstermektedir.
 
        Mecelletü’n-Nisab müellifi ise, Nedai’nin eserlerinin faydalı olduğuna işaret etmekle beraber tac, sarık gibi şeylerle fazlaca iştigaline işaret etmektedir.





    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

ANKET Sonuçlar Tümü

?TL'nin simgesini nasıl buldunuz?

NAMAZ VAKİTLERİ

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:

SAYFALAR

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV