Mevsim bahar...Yer Gülhane Parkı...Bir bank, üstüne sevgili isimleri kazınmış...Ağaçların arasından gözüken Galata Köprüsü.. İskeledeki vapurlar..
Beni buraya getiren neydi bilmiyorum. Sabah Cem Karaca'dan dinlediğim " Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkında " şarkısı mıydı?
Gülhane Parkındaki hangi agaç olduğuma karar vermek için mi buradayım? Buraya, " şehrim" dediğim İstanbul'a, ne kadar ait olduğumun bir sınavı mıydı?
Önümden her milletten insan geçiyor...Ve ezan başladı...Dört bir yandan...Her biri birbirini tasdik ve takdir edercesine muhteşem bir uyum, benzersiz bir beste ile..
Ne kadar uzun zamandır kulaklarım böyle bir dinletiye şahit olmamıştı.Beni şuracıkta bir banka oturtan ne varsa aklımda, içimde, hepsi çözüldü sanki bir bir...
Yalnızlığımı, belki de " en büyük yalnızla " paylaşmak rahatlattı beni...Boşluğumu ve de yokluğunu O'nun sonsuz varlığıyla doldurmak...
Ey İstanbul!
Nesin, kimsin sen?
Sırrın ne ? Bu kadar insanı sana çeken ne? Aradıkları ne?
Ararken kaybettikleri, yokettikleri ne?
Sen varoluş sınavının anlam bulduğu yer misin yoksa?
Önce büyüklüğünle, esrarınla içinde kaybolduğum sonra da hiç beklenmedik bir zamanda, hiç tahmin edilemeyecek bir şekilde yeniden kendimi bulduğum yersin sen..
Kalabalığın, gürültünün,martıların, hergün biraz daha yokedilen, tahrip edilen tarihin, binaların, çeşmelerin...Tekrar tekrar sökülüp yerine hep yenisi döşenen kaldırımların...
Hüznün, eğlencen, masumiyetin, karmaşıklığın..
İşte ne varsa sende olan, ama hiç bir zaman tam olarak söze dökemediğim, kelimelerin yetmediği, cümlelerin hiç sonunu getiremediğim ya da bir türlü cümleye başlayamadığım..
Bu öyle uzun bir yolculuk ki senle çıktığım, durup bir soluk almak istedim sanırım şu an bu bankta.
Seninle yaşadığımız her ayrılıkta sana daha da yaklaşıyorum.Seni kaybetmekten, sen de kaybolmaktan, seni duyamamaktan çok korkuyorum.
Bir gün seni duyamıyorsam, bil ki hayat durmuştur benim için.Vaktimin dolmasını bekliyorum demektir. İşte o zaman senden bir ricam var. Hani hep içinden geçmeye doyamadığım mezarlıkların var ya...Onlardan birinde, eğik bir mezar taşında yazsın adım..
Bir gün, belki benim gibi genç bir üniversite öğrencisi geçerken kabrimin önünden, hediye ediverir bir Fatiha...
Yorumlar